Vsmart Extensions
İştirak Nafakası
Av. Berat Alper Kösterit tarafından yazıldı.    Çarşamba, 28 Aralık 2011 10:15

İştirak Nafakası

Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması ve korunması ana baba açısından hukuki bir ödevdir (TMK 340). Evlilik birliğinin boşanma ile ortadan kalkmış olması, ana ve babanın çocuğa karşı olan bu borçlarında bir değişiklik meydana getirmez. Bu nedenle boşanmadan sonra velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK 182/2). Çocuk yararına olan bu parasal katkı yükümlülüğüne “iştirak nafakası” denir.

Süre

İştirak nafakası ödeme yükümlülüğünün ne kadar süre devam edeceği TMK’nun 328. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre söz konusu yükümlülük kural olarak çocuğun ergin olduğu yani 18 yaşını doldurduğu tarihe kadar devam eder. Aynı maddenin ikinci fıkrasında “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” denilerek söz konusu yükümlülüğün 18 yaşını dolduran ve eğitimi de devam eden çocuğun talep etmesi halinde eğitim sona erinceye kadar devam edeceği hüküm altına almıştır.

 

Görev ve Yetki

İştirak nafakası, boşanma davasında boşanmanın eki olarak talep edilebileceği gibi boşanmadan sonra ayrı bir dava ile de talep edilebilir. Her iki halde de görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Yetkili mahkemenin tespiti konusunda ise ayrım bulunmaktadır. İştirak nafakasının boşanma davası içinde talep olunması halinde yetkili mahkeme boşanma davasına göre tayin olunacaktır. Buna göre, yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

İştirak nafakasının boşanmadan sonra ayrı bir dava ile talep edilmesi durumunda ise yetkili mahkeme TMK 177. maddesine göre nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Yetki konusunda buraya kadar yapılan açıklamalar nafakanın artırılması ve azaltılması davalarını da kapsamaktadır.

Harç

Boşanma davası devam ederken dava içinde talep olunan iştirak nafakası harca tabi değildir. Boşanmadan ayrı müstakil bir dava şeklinde talep olunan iştirak nafakası ise harca tabidir.

Taraflar

TMK’nun 329. maddesinde iştirak nafakasını talep edebilecek kişiler sayılmıştır:

Küçüğe fiilen bakan ana veya baba,

Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için atanacak kayyım veya vasi,

Ayırt etme gücüne sahip olan küçük

İştirak nafakası davası kimlere karşı açılabilir sorusunun yanıtı da yine TMK’nda yer almaktadır. Buna göre iştirak nafakası,

Küçüğe fiilen bakmayan anne veya babaya (TMK m.329/I)

Velayet hakkı kendisine verilmeyen ve fiilen küçüğe bakmayan (velayet kendisine verilen ancak bunu fiilen kullanmayan anne-baba iştirak nafakası isteyemez) anne veya babaya (TMK m.182/II)

Vasi ve kayyım tarafından küçük adına hareket edilen durumlarda anne ve babaya (TMK m.329/II)

Ayırt etme gücüne sahip küçük tarafından anne ve/veya babaya(TMK m.329/III)

İştirak nafakasının talep edileceği anne veya babanın iflasa tabi olup da iflasına karar verilen hallerde iflas idaresine karşı açılmalıdır.

Talep

Hukuk davalarında hâkim kural olarak iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen (kendiliğinden) bir davayı inceleyip karar veremez. Bu tür davalarda hâkim her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ancak yargılama sonunda ortaya çıkacak duruma göre talep edilenden daha azına karar verebilir.

İştirak nafakalarında ise durum farklıdır. Gerçekten hâkim, boşanma davasında velayet konusunda karar verirken, kendisine velayet hakkı verilmeyen eşin sorumlu olacağı iştirak nafakasına talep olmaksızın, re’sen, karar vermek durumundadır.

Miktar

İştirak nafakası miktarının belirlenmesi konusunda yukarıdaki açıklamalarımızın aksine hâkim taleple bağlı olup talep edilen rakamın üstünde nafakaya hükmedemez. Ayrıca talep edilmesi halinde hükmedilen iştirak nafakasının gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğine de karar verilebilir. Söz konusu kuralı düzenleyen TMK 182/son maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere nafaka alacaklılarının her yıl masraf ve emek sarf ederek yeniden dava açmaları ve bu nedenle mağduriyetlerine son verilmek amaçlanmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus hâkim tarafından talep edilmese de iştirak nafakasına karar verilebilirken nafakanın gelecek yıllarda ne kadar artacağına karar verilebilmesi için bu konuda bir talebin olması gerektiğidir.

Nafaka miktarı belirlenirken üst sınır nafaka talep edenin talebidir. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi yargılama sonunda ortaya çıkacak duruma göre talep edilenden daha azına da karar verilebilir. Bunun için küçüğün ihtiyaçları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınır. Ayrıca iştirak nafakası davaları küçüğün yararına, dolayısıyla kamu düzeni ile ilişkili olduğundan hâkim, re’sen araştırma ilkesi gereği, delilleri, talep olmaksızın araştırmak durumundadır. Tarafların delil bildirme mecburiyetleri yoktur.

Son olarak iştirak nafakası boşanmaya bağlı fer’i bir alacak hakkı olduğundan hukuki varlığını boşanma hükmünün kesinleşmesi ile gösterir. Diğer bir anlatımla iştirak nafakası boşanma ilamının kesinleştiği tarihte başlar.

Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Ocak 2013 15:09