Vsmart Extensions
Yardım Nafakası (Çocuklar için)
Av. Berat Alper Kösterit tarafından yazıldı.    Çarşamba, 28 Aralık 2011 10:59

Yardım Nafakası

Yazımız da özel olarak ergin olup eğitimi devam eden çocukların talep edebileceği yardım nafakası konusunu inceleyeceğimizden konuyu genel olarak düzenleyen TMK’nun 364. maddesine sadece değinmekle yetineceğiz. Söz konusu maddeye göre “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.// Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.//Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.” Görüldüğü üzere maddede ayrım yapılmaksızın yoksulluğa düşecek olma şartına bağlı olarak herkes üstsoyuna, altsoyuna ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü kılınmıştır.

Evlilik birliğinin sona ermesinden sonra velayet kendisine verilmemiş eşin müşterek çocuğun bakımı için gerekli olan bakım borcu devam etmektedir. TMK’nun konuyu düzenleyen ilgili maddelerine aşağıda yer verilmiştir. Buna göre,

· Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması ve korunması ana baba açısından hukuki bir ödevdir (TMK 340).

· Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır (TMK 327).

· Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler (TMK 328).

 

Yukarıda da ifade edildiği gibi çocuklarının bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanmasında ve korunmasında birincil görev ana-babaya düşmektedir. Bunun yanında yine çocukların bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler mali güçleri oranında öncelikle anne-baba tarafından karşılanmak zorundadır. Evlilik birliğinin resmi olarak ortadan kalkmış olması, ana ve babanın çocuğa karşı olan görevlerinde doğal olarak bir değişiklik meydana getirmez. Bu nedenle evlilik birliğinin sona ermesinden sonra velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK 182/2). Özellikle çocuğun eğitim giderleri için yapılan katkı çocuk ergin olduktan (18 yaşını doldurduktan) sonra da devam etmektedir. 18 yaşını doldurduktan sonra da eğitimi devam eden çocuk yararına olan bu parasal katkı yükümlülüğüne “yardım nafakası” denir.

SÜRE

Yardım nafakası ödeme yükümlülüğünün ne zaman başlayacağı ve ne kadar süre devam edeceği de yine TMK’nun 328. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre söz konusu yükümlülük çocuğun ergin olmasıyla (18 yaşını doldurmasıyla) başlar ve kural olarak eğitimi sona erinceye kadar devam eder.

GÖREV VE YETKİ

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesine göre yardım nafakası davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Yetkili mahkeme ise taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. (TMK m. 365)

TARAFLAR

Yardım nafakası davası eğitimi devam eden 18 yaşını doldurmuş müşterek çocuk tarafından bizzat açılır. Ayrıca nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da bu dava açılabilir (TMK m. 365/4). Dava TMK m. 365'e göre mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.

TALEP

Hukuk davalarında hâkim kural olarak iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen (kendiliğinden) bir davayı inceleyip karar veremez. Bu tür davalarda hâkim her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ancak yargılama sonunda ortaya çıkacak duruma göre talep edilenden daha azına karar verebilir. Buna göre hakim yardım nafakası davası açarak talepte bulunan çocuğun talebi ile bağlıdır. Yapılacak yargılama sonunda oluşacak kanaate göre talep edilen miktardan daha azına da karar verilebilir.

MİKTAR

Yardım nafakası miktarının belirlenmesi konusunda da yukarıdaki açıklamalarımıza paralel olarak diyebiliriz ki; hâkim taleple bağlı olup talep edilen rakamın üstünde nafakaya hükmedemez. Ayrıca talep edilmesi halinde hükmedilen yardım nafakasının gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğine de karar verilebilir (TMK m.365/5).

Nafaka miktarı belirlenirken üst sınır nafaka talep edenin talebidir. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi yargılama sonunda ortaya çıkacak duruma göre talep edilenden daha azına da karar verilebilir. Bunun için eğitimi devam çocuğun başta eğitim giderleri olmak üzere bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması ve korunması için gerekli olan giderlerle karşı tarafın mali, gücü (TMK m.365/2) dikkate alınır.

YARGITAY KARARLARI/TESPİTLERİ

AÇIKLAMA: Yargıtay, yardım nafakası ile ilgili kararlarında özellikle birkaç hususu sıkça dile getirmiştir. Söz konusu hususlara kararlardan ayrı olarak aşağıda yer verilerek okuyucunun amaçlanan bilgiye doğrudan ulaşması sağlanmıştır.

· TMK 364. maddesi, “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”

· TMK 365/1 maddesi uyarınca; yardım nafakası davasının, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılması gerekir.

· TMK 365/2 maddesinde “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir” düzenlemesi yer almıştır.

· TMK 328. maddesi, “Çocuk ergin olduğu durumda eğitimine devam ediyorsa ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.”

· HGK'nun 07.10.1998 gün ve 1998/656–688 ilamında “...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği” vurgulanmıştır.

ÜNİVERSİTE HAZIRLIK KURSU

3.HD Esas: 2005/11270 Karar: 2005/10607 Karar Tarihi: 02.04.2005

Somut olayda; Davacının Üniversiteye hazırlandığı ve dershaneye kaydını yaptırdığı anlaşılmaktadır. Dosyada davacının iş bulduğu da kanıtlanmamıştır. Her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı olması sebebiyle çalışabilir konumda ise de, davanın açıldığı gün itibariyle işsiz olduğu sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında da davacının iş bulma imkânı oldukça güçtür. Ayrıca, Üniversiteye hazırlanabilmek ve sınavda başarılı olmak için de eğitim dışında bir işle uğraşmaması gereklidir. Mevcut şartları gereği davacı çocuğun <yoksulluk içinde> bulunduğunun kabulü zorunludur.

3.HD Esas: 2002/9456 Karar: 2002/10352 Karar Tarihi: 24.09.2002

Yardım nafakası talep edilebilmesi için yüksek öğrenime devam etmek zorunlu olmayıp, üniversite sınavına girmek için hazırlık yapmak ve dershaneye devam etmek de yeterlidir.

Davacı maddi imkânsızlık sebebiyle Erzurum'da bulunan okula devam edemediğini yerleşim yeri olan Malatya'da üniversiteye devam edebilmek için tekrar üniversite giriş sınavına hazırlandığını iddia etmiş, yaptırılan araştırmada da davacının akrabaları ve annesinin yardımı ile yaşamını sürdürdüğü tespit edilmiş, dolayısı ile bu iddianın samimi olduğu anlaşılmıştır.

3.HD Esas: 2008/15718 Karar: 2008/16244 Karar Tarihi: 07.10.2008

Somut olayda davacı 20.07.1989 doğumlu olup, 19 yaşında lise mezunu bir işte çalışmaz ve üniversite hazırlık kursuna devam etmektedir.

Ancak; davacının üniversite sınavlarını kazanıp, üniversite eğitimi yapabilmesi için üniversite hazırlık kursuna gitmesi gerektiği göz önüne alındığında bir süre daha ekonomik olarak babasının yardımına ihtiyacı vardır.

Mahkemece, ülke şartları göz önüne alınarak üniversite eğitimi yapmak isteyen davacının bu isteği olağan karşılanarak üniversite sınavlarını kazanması için babasının ekonomik desteğine ihtiyacı olduğu gözetilerek yardım nafakası alması gözetilmeden yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

3.HD Esas: 2004/1842 Karar: 2004/1768 Karar Tarihi: 08.03.2004

Davacı, 10.1.1985 doğumludur. Orta öğrenimini bitirmiş, yüksek öğrenime hazırlanmaktadır. Anne, baba yüksek öğrenim yapan veya yapmak isteyen çocuklarına uygun süre yardım etmek zorundadır. Türkiye'deki öğretim koşulları dikkate alındığında liseyi bitiren çocuğun kursa gitmesi zorunluluğunun bulunduğu kuşkusuzdur. Üniversiteye giriş için beklenmesi gereken makul sürede geçmemiştir. Dava tarihinde davacı henüz ergin olmuştur. O halde üniversite sınavlarına hazırlandığı belirlenen davacı için Türk Medeni Kanununun 364.maddesi koşulları oluştuğundan (davalının geliri de nazara alınarak) uygun yardım nafakasına hükmolunması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

YARDIM NAFAKASI DAVASI MİRASÇILIKTAKİ SIRA GÖZ ÖNÜNDE TUTULARAK AÇILIR

3.HD Esas: 2008/9868 Karar: 2008/14968 Karar Tarihi: 18.09.2008

Davacı, 2 yıllık okulu bitirmiş olması ve yeniden ÖSS sınavlarına girmesi nedeniyle, davalı babanın yardımına ihtiyacı bulunduğunu ileri sürerek aylık 400,00.YTL yardım nafakası talep ve dava etmiş, dava sırasında 4 yıllık okula kayıt yaptırmış olması nedeniyle mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık 200,00.YTL nafaka tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Yine 365. maddesi uyarınca; işbu nafaka davasının, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılması gerekir. Nafaka yükümlülerinden bir veya bir kaçından nafaka istenilmesi halinde diğerlerinin yükümlü olacağı nafaka miktarı gözetilerek (indirilerek) nafaka takdir edilmelidir.

Somut olayda, davacı sadece babasından yardım nafakası talebinde bulunmuş, mirasçılıkta aynı derecede bulunan ve memur olması nedeniyle maaşı bulunduğu anlaşılan annenin ise sosyal ve ekonomik durumu tespit edilmeden ve annenin katkısı gözetilmeden, davalının tespit edilen geliri ve bakmakla yükümlü olduğu diğer çocukları ile yükümlülükleri nazara alınmadan nafakaya hükmedilmiştir.

EĞİTİMİ DEVAM ETMEYEN ERGİN ÇOCUĞUN YARDIM NAFAKASI ALABİLECEĞİ HAKKINDA

YARDIM NAFAKASININ EĞİTİMİN SONA ERMESİYLE SONA ERMEYEBİLECEĞİ HAKKINDA

3.HD Esas: 2005/8046 Karar: 2005/8241 Karar Tarihi: 21.07.2005

Somut olayda; davacı dershaneye devam ettiği için nafakaya hükmedilmesi isabetlidir. Nafaka süresinin dershane sezonu sonu olan 2003 Haziran ayına kadar belirlenmiş olması doğru değil ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrası 1.bent 2.satırında yer alan <davacının dershane sezonu 2003 Haziran ayına kadar devam etmiş olduğundan yardım nafakasının 2003 Haziran ayına kadar geçerli olmasına <cümlesinin karar metninden çıkarılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA

3.HD Esas: 2007/19979 Karar: 2008/2019 Karar Tarihi: 14.02.2008

Davacı vekili 12.3.2007 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin reşit olmadan önce açılan davada lehine 50,00 YTL nafakaya hükmedildiğini, 18 yaşını doldurmakla nafaka sona ermiş ise de, halen eğitimi devam ettiğinden aylık 150,00 YTL yardım nafakası takdirini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; kızının hemşirelik okulu son sınıfında öğrenci olması nedeniyle okulun haziranda biteceğini ve çalışmaya başlayacağını takdirin mahkemeye ait olduğunu savunmuştur.

Somut olayda; beyanlardan davacının dava tarihinde lise son sınıfta okuduğu ve davanın devamı sırasında Haziran ayında okulu bitirdiği anlaşılmakta ise de, ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılmadan bu tarihten sonra yardım yükümlülüğünün devam edip etmediği belirlenememiştir.

O halde, Mahkemece; davanın (yardım nafakası) niteliği gözetilerek, inceleme ve araştırma yapılıp, sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde süresiz nafaka kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.HD Esas: 2004/14313 Karar: 2004/14305 Karar Tarihi: 23.12.2004

Somut olayda, davacının mezun olduktan sonra iş bulup çalıştığı iddia ve ispat edilmiş değildir. O halde, davacı yararına mezun olduğu tarihle sınırlı olacak şekilde nafakaya hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3.HD Esas: 2003/9895 Karar: 2003/10126 Karar Tarihi: 15.09.2003

Somut olayda, her ne kadar davacı reşit ve üniversite mezunu olması sebebiyle çalışabilir konumda ise de; davanın açıldığı gün itibariyle işsiz olduğu sabittir. Davacının sağlık açısından problemli olması ve ülkedeki işsizlik durumu gözetildiğinde kısa süre de iş bulma imkânı da oldukça güçtür. Böylece hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan kız çocuğunun zaruret içerisinde bulunduğunun kabulü zorunludur. Davalının gelirinin düşük olması ise; nafaka miktarının tayininde dikkat edilecek hususlardandır.

3.HD Esas: 2003/8873 Karar: 2003/8208 Karar Tarihi: 30.06.2003

Davacı ( kız çocuğu ), davalı ( babasından ) aylık 400.000.000 lira yardım nafakası talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının 38 yaşında olup, çalışmasına engel bir halinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda, her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda ise de; davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz olduğu sabittir. Öğrenim durumu dikkate alındığında ve ülkedeki ekonomik yapı gözetildiğinde davacının iş bulma imkânı da oldukça güçtür. Böylece hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan kız çocuğunun zaruret içinde bulunduğunun kabulü zorunludur. Salt iddiaya dayalı olarak kanaat edinilmesi suretiyle delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

YARDIM NAFAKASI DAVASININ ERGİN ÇOCUK TARAFINDAN AÇILMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA

DEVAM EDEN İŞTİRAK NAFAKASI DAVASI SIRASINDA ERGİN OLAN ÇOCUĞUN AYRICA NAFAKA DAVASI AÇMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA

İŞTİRAK NAFAKASININ YORUM YOLUYLA SÜRDÜRÜLEMEYECEĞİ HAKKINDA

12.HD Esas: 2005/12338 Karar: 2005/16008 Karar Tarihi: 18.07.2005

MK'nun 328/2. maddesi gereğince; çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın eğitim sonuna kadar çocuğa bakma görevi için yapılacak ödemeye veya MK'nun 364. maddesinde öngörülen yardım nafakasına hükmedilmeden sona eren iştirak nafakasının yorum yoluyla sürdürülmesi mümkün değildir. Burada, "ilam hükmünü ortadan kaldırmak" değil, "uygulama sahasını saptamak" söz konusudur. O halde, şikâyetin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsizdir.

2.HD Esas: 2006/5194 Karar: 2006/12312 Karar Tarihi: 25.09.2006

Davacı, Öznur'a velayeten iştirak nafakası artışını talep etmiştir. Öznur dava tarihinde ergin olmuştur. Öznur tarafından Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesine göre açılmış bir dava olmadığı halde isteğin kabulü doğru değildir.

2.HD Esas: 2006/5200 Karar: 2006/12702 Karar Tarihi: 28.09.2006

Müşterek çocuk Hilal tarafından Türk Medeni Kanununun 364. maddesine dayalı usulüne uygun ve harcı verilerek açılmış yardım nafakası davası yoktur. İştirak nafakasının artırılması davası sırasında ergin olan Hilal tarafından dosyaya sunulan vekâletname yardım nafakası talebi olarak değerlendirilemez.

Hilal Semerci 13.3.2005 tarihinde ergin olmuştur. Bu tarihle sınırlı olarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

3.HD Esas: 2005/12531 Karar: 2005/12163 Karar Tarihi: 21.11.2005

Evlilik birliği içinde müşterek çocuk için hükmedilen tedbir nafakası, küçüğün reşit olduğu tarihte sona erer. Küçük reşit olmakla birlikte öğrenime devam ediyorsa bizzat kendisi TMK'nun 328/2 ve 364. maddeleri gereğince açacağı davada yardım nafakası talebinde bulunabilir. Mahkemece küçük için tedbir nafakasının 18 yaşını doldurduğu 21.03.2005 tarihine kadar hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.HD Esas: 2004/2315 Karar: 2004/3202 Karar Tarihi: 15.03.2004

Müşterek çocuk Seda 27.04.2003 tarihinde ergin olmuştur. Seda tarafından Türk Medeni Kanununun 328 ve 364 maddelerine göre usulüne uygun açılmış bağımsız bir dava yoktur. Seda'nın vekâlet vermesi sonucu değiştirmez. Mahkemece reşit olduğu tarihle sınırlı olarak tedbir nafakası takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

HÜKMEDİLEN NAFAKANIN DAVA TARİHİNDEN İTİBAREN GEÇERLİ OLACAĞI HAKKINDA

3.HD Esas: 2005/3583 Karar: 2005/4012 Karar Tarihi: 12.04.2005

Davacının talebi, TMK'nun 364. maddesi kapsamında yardım nafakası niteliğindedir. Mahkemece dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar aylık 100.000.000 lira tedbir mahiyetinde nafakaya hükmedilmesi usul ve yasaya uygun değildir.

Ayrıca, nafaka davalarında nafaka miktarı (28.11.1956 gün, 15 E. 15 K. sayılı Y.İ.B.K.) dava tarihinden geçerli olduğuna göre, karar kesinleştikten sonra aylık 300.000.000 lira nafakaya hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.

3.HD Esas: 2005/13908 Karar: 2005/14023 Karar Tarihi: 19.12.2005

Yardım nafakası davalarında; mahkemece hükmedilen nafakanın geçerlilik tarihi daima dava tarihidir. Bu husus, 28.11.1956 gün 15 E., 15 K. sayılı Y.İ.B.K.'da "nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder" şeklinde belirtilmiştir. Nafakanın, aylık ödeneceği hususu da kanun hükmüdür.

YÜKSEK LİSANS YAPAN ÇOCUĞA YARDIM NAFAKASI VERİLECEĞİ HAKKINDA

2.HD Esas: 2005/4125 Karar: 2005/6578 Karar Tarihi: 21.04.2005

Davacı Didem'in halen Uludağ Üniversitesi Fen Bilimler Fakültesi Çevre Mühendisliğinde yüksek lisans yaptığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 364/1 maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davacı Didem için uygun miktar yardım nafakası takdiri gerekirken yazılı şekilde kara verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

AÇIK ÖĞRETİM FAKÜLTESİNDE OKUYAN ÇOCUĞUN YARDIM NAFAKASI İSTEYEBİLECEĞİ HAKKINDA

AÇIK ÖĞRETİM LİSESİNDE OKUYAN ÇOCUĞUN YARDIM NAFAKASI İSTEYEBİLECEĞİ HAKKINDA

İKİNCİ ÖĞRETİMDE OKUYAN ÇOCUĞUN YARDIM NAFAKASI İSTEYEBİLECEĞİ HAKKINDA

3.HD Esas: 2005/7842 Karar: 2005/8204 Karar Tarihi: 19.07.2005

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.11.1992 tarih ve 1992/2–548 E. ve 1992/710 K. Sayılı kararı gereğince "Açık öğretim de okuyan çocukta yardım nafakası isteyebilir".

Somut olayda, davalı babanın ekonomik durumunun çok iyi olduğu, davacının kız çocuğu olup, halen eğitimine devam ettiği anlaşılmakla, hakkaniyet esaslarına uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3.HD Esas: 2004/5725 Karar: 2004/5712 Karar Tarihi: 27.05.2004

Somut olayda; Davacının Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi (Açık Öğretim) bölümünde öğrenci olduğu mevcut belgelerden anlaşılmaktadır. Çocuğun Yaygın (açık) veya Özgün öğretimde öğrenci olması yardım nafakası istemesine engel hal değildir.

Davacının iş bulduğu ve işle öğrenimi bir arada yürütebileceği de kanıtlanmamıştır. Her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı olması sebebiyle çalışabilir konumda ise de, davanın açıldığı gün itibariyle işsiz olduğu sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında da davacının iş bulma imkânı oldukça güçtür. Ayrıca, okuduğu okulu süresinde bitirebilmesi için eğitim dışında bir işle uğraşmaması da gereklidir. Mevcut şartları gereği davacı çocuğun <yoksulluk içinde> bulunduğunun kabulü zorunludur.

3.HD Esas: 2004/5968 Karar: 2004/5883 Karar Tarihi: 01.06.2004

Davacı Vedat'ın Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 2. Öğrenimde okuduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.11.1992 tarih ve 1992/2–548–710 s. kararında açık öğretim fakültesinde okunması dahi yardım nafakası istenilmesine engel bir durum olarak kabul edilmemiştir.

O sebeple mahkemece davacının ikinci öğretimde okuyor olması sebebiyle çalışma imkânının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddedilmiş olması doğru değildir.

3.HD Esas: 2004/9535 Karar: 2004/10483 Karar Tarihi: 05.10.2004

Açık Öğretim Lisesinde halen kayıtlı öğrenci olan reşit çocuk eğitimi devam ettiğine göre (TMK md.364/son, md.328) davalı babasından yardım nafakası isteyebilir. Bunun için öğrencinin süresinde okulunu bitirmesi ya da devamsızlıkta bulunması gibi özel koşullar öngörülerek istemin reddi usul ve kanuna uygun bulunmamıştır.

Ayrıca, çalışabilir yaş, sağlık ve güce sahip olunması, somut olarak iş bulunarak çalışıldığı ve böylece gelir sahibi olunduğu dolayısı ile yoksulluğu da ortadan kaldırdığı anlamına da gelmediğinden bu gerekçeyle de yardım nafakasının reddedilmesi doğru görülmemiştir.

3.HD Esas: 2003/13807 Karar: 2003/13688 Karar Tarihi: 18.11.2003

Somut olayda; her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı olması, ayrıca okula devam zorunluluğu bulunmaması nedeniyle çalışabilir konumda ise de, davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz olup öğrenim sürecide devam etmektedir. Mevcut bir işin varlığına rağmen çalışmadığı da savunulup kanıtlanmış değildir. O halde hiçbir geliri bulunmayan ve öğrenci olan çocuğuna baba yardım etmekte yükümlüdür.

ANNE YANINDA KALMANIN YARDIM NAFAKASI İSTEMEYE ENGEL BİR HAL OLMADIĞI HAKKINDA

3.HD Esas: 2005/7985 Karar: 2005/8310 Karar Tarihi: 21.07.2005

Somut olayda; her ne kadar davacı reşit ve çalışabilir konumda ise de, davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz olduğu sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında da davacının iş bulma imkânı oldukça güçtür. Davacının annesi yanında kalması, onu sadece barınma ihtiyacından kurtarır. Davalı babanın hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan kız çocuğuna uygun bir miktarda yardımda bulunması kanunun lafzına ve amacına uygun olduğu gibi, hakkaniyet de bunu icabettirir.

GEÇİMİNİ TEMİNE YÖNELİK ÇALIŞMANIN YARDIM NAFAKASI ALMAYA ENGEL BİR HAL OLMADIĞI HAKKINDA

3.HD Esas: 2005/7849 Karar: 2005/8137 Karar Tarihi: 18.07.2005

Somut olayda; her ne kadar, davacı reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda ise de; yaşı itibariyle henüz öğrenim çağında olduğu anlaşılmaktadır. Kanun hükmünde de belirtildiği gibi eğitimi devam eden çocuğa, ana ve baba eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür. Anayasa'nın 27 ve 42 maddesi uyarınca herkes, bilim ve sanatı öğrenmek, fikri ve bedeni kabiliyetlerini geliştirmek hakkına sahiptir. Günümüzdeki ağır ekonomik koşullar karşısında eğitimle çalışmayı bir arada sürdürmenin mümkün olmayacağı bir kural ve karine olarak kabul edilmelidir. Davacının, üniversitede okuma arzusu ve bu amaçla hazırlık kurslarına gitmek istemesi onun en tabii hakkıdır. Davanın açıldığı sırada bir petrol istasyonunda cüzi bir miktar maaşla çalışması geçimini temine yönelik (zorunluluktan doğan) bir çalışmadır. O halde, hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan henüz reşit olmuş ve okuma isteğinde olan kız çocuğunun yardıma muhtaç bulunduğunun kabulü zorunludur. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SEHVEN İŞTİRAK NAFAKASI TALEP ETMENİN YARDIM NAFAKASI HÜKMÜ KURMAYA ENGEL OLMAYACAĞI HAKKINDA

3.HD Esas: 2004/1445 Karar: 2004/1529 Karar Tarihi: 02.03.2004

HUMK'nun 74.maddesi gereğince Hâkim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Aynı şekilde Hâkim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i talepler ile bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların tavsifleriyle bağlı değildir. Dolayısı ile olayları izah taraflara, uyuşmazlıklara uygulanacak kanunları belirlemek ise Hâkim’e ait bir görevdir ( 4.6.58 gün, 1516 sayılı YİBK ).

Somut olayda davacı çocuk dava tarihi itibariyle reşittir. Böylece TMK'nun 328/l maddesi gereğince iştirak nafakası son bulmuştur. Ne var ki, çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ettiğine göre, ana ve babanın eğitim sona erinceye kadar bakım, eğitim ve korunması için gerekli giderleri karşılama yükümlülükleri devam etmektedir ( TMK md.328/2 ).

Böylece, bizzat reşit çocuk tarafından eğitimin devam ettiği açıkça belirtilerek açılan davadaki istem, TMK'nun 328/2.maddesi uyarınca 364/son maddesi kapsamında yardım nafakası verilmesine ilişkindir. O halde iştirak nafakasının artırılması yönündeki açıklama ve talep dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

3.HD Esas: 2004/10805 Karar: 2004/11174 Karar Tarihi: 18.10.2004

Davacının lisede okuduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre, öğrenimini sürdüren reşit olan çocuğun TMK.nun 328/2 ve 364. maddeleri gereğince nafaka talep etme hakkı bulunmaktadır.

Dava dilekçesinde, her ne kadar "önceki davada hükmedilen nafakanın artırılması" istenilmişse de; dava dilekçesi içeriğine göre, davacının asıl istemi; yardım nafakası mahiyetindedir. Davacının, nafakayı yanlış nitelendirmesi talebin esasını değiştirmez.

3.HD Esas: 2002/8032 Karar: 2002/9965 Karar Tarihi: 17.09.2002

Davacının yüksek okulda okuduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre, öğrenimini sürdüren reşit olan çocuğun TMK. md.364/1'e göre nafaka talep etme hakkı bulunmaktadır.

Dava dilekçesinde her ne kadar... <kesilen iştirak nafakasının öğrenim sebebiyle tekrar 150.000.000 TL olarak bağlanması...> talep edilmiş ise de, dava dilekçesi bir tüm olarak incelendiği zaman davacının talebinin yardım nafakası olduğu anlaşılmaktadır. Davacının nafakanın ismini yanlış koymuş olması talebin niteliğini değiştirmez.

3.HD Esas: 2003/9128 Karar: 2003/10353 Karar Tarihi: 16.09.2003

HUMK'nun 74. maddesi gereğince Hâkim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Aynı şekilde Hâkim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i talepler ile bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların tavsifleriyle bağlı değildir. Dolayısı ile olayları izah taraflara, uyuşmazlığa uygulanacak kanunları belirlemek ise Hâkime ait bir görevdir (04.06.1958 gün 15/6 sayılı YİBK).

Somut olayda davacı dava tarihi itibariyle reşittir. Böylece TMK'nun 328/1. maddesi gereğince iştirak nafakası son bulmuştur. Bu duruma göre artırılması istenebilecek bir iştirak nafakası bulunmamaktadır. Bununla birlikte davacı dava dilekçesinde açıkça Eczacılık Fakültesinde okumakta bulunduğunu belirterek nafakanın artırılması yönünde talepte bulunmuştur. Bu istem, TMK'nun 328/2.maddesi uyarınca 364/son maddesi kapsamında yardım nafakası verilmesine ilişkindir.

Buna göre hukuki nitelendirmenin iştirak nafakasının artırılması şeklinde kabul edilmesi doğru görülmemiş ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın gerekçe kısmının son paragrafında yer alan <Dava iştirak nafakasının artırılması talebinden ibarettir> cümlesi ile hüküm fıkrasının ilk paragrafının tümüyle karar metninden çıkartılması ve hüküm fıkrasına; <TMK'nun 328/2. ve 364/son maddeleri gereğince aylık 200.000.000 TL nafakanın dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine> ibarelerinin yazılması suretiyle kararın düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA

3.HD Esas: 2003/3422 Karar: 2003/2899 Karar Tarihi: 18.03.2003

4.6.1958 gün, 15/6 s. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, olayları izah taraflara, kanunları resen uygulamak ve dolayısı ile hukuki nitelendirmede bulunmak hâkime ilişkin bir görevdir.

Somut olayda davacı dava tarihi itibariyle reşittir. Böylece kanun gereği iştirak nafakası son bulmuştur. Dolayısı ile artırılması istenebilecek bir iştirak nafakası bulunmamaktadır. Bunla birlikte davacı taraf dava dilekçesinde açıkça işsiz olduğunu, malvarlığı bulunmadığını, geliri olmadığını ve üniversite sınavlarına hazırlandığını belirterek nafakanın artırılması yönünde talepte bulunmuştur. Bu istem, MK. nun 364. maddesi kapsamında yardım nafakası olup buna göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.

SALT ÖĞRENİME DEVAM EDİLMESİ MALİ GÜCÜ YETERSİZ OLAN BABAYA NAFAKA ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ YÜKLEMEZ

3.HD Esas: 2004/6816 Karar: 2004/6537 Karar Tarihi: 14.06.2004

Somut olayda; davacı ara verdiği lise öğrenimine geri dönmüş ise de, 27.11.1984 doğumlu olup, evlenip-boşanmış sağlıklı bir kişi olup, annesiyle birlikte kalmaktadır. Davalı ise, 1952 doğumlu, hastalığı nedeniyle yanlış teşhis sonucu işini tasfiye eden ve çalışmayan, yakınlarının yardımı ile geçinen, bakmakla yükümlü olduğu 1998 ve 1999 doğumlu iki çocuğu daha bulunan bir kişidir.

Tarafların koşulları dikkate alındığında, davacının iş bulma ve çalışma imkânı davalıdan daha iyidir. Bu nedenle salt öğrenimine dönmesi nedeniyle davacı yararına yardım nafakası takdiri, Kanun'un lafzına ve amacına uygun olmadığı gibi, hakkaniyete de uygun görülmemiştir.

28 YAŞINDA OLAN VE EĞİTİMİ DEVAM EDEN ÇOCUK YARARINA NAFAKAYA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA

3.HD Esas: 2003/6210 Karar: 2003/6881 Karar Tarihi: 03.06.2003

Reşit olan davacı yüksek okulda okuduğunu ileri sürerek davalı olan babasından mahkeme kararı ile almakta olduğu yardım nafakasının arttırılmasını talep etmiş, mahkemece davacının 28 yaşında olduğu, eğitim giderlerine katılma yönünden makul sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Dosyada bulunan belge ve zabıta araştırmasından davacının Atatürk Üniversitesi'ne okuduğu ve yurtta kaldığı anlaşılmaktadır.

Davacının eğitiminin devam ediyor olması ve yukarıda anılan maddede bu halde nafaka için belirli bir sürenin kabul edilmemiş olması ayrıca davacının davalıdan halen yardım nafakası alıyor olması dikkate alındığında tarafların mali ve sosyal durumlarına, davalının gelir ve davacının ihtiyaçlarına göre nafakanın hak ve nesafet gereğince arttırılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.

Son Güncelleme: Cumartesi, 27 Ekim 2012 22:38